Sonunda erguvan mevsimi gezisinin Anadolu yakası kısmını gerçekleştirdim. İstanbul'da araba kullanmaya üşenen ben sayesinde, sevgili, Peluş, ve yine ben kendimizi öncelikle minibüsle Üsküdar'a attık. Oradan Üsküdar- Beykoz dolmuşuna binip kadim dostum Cansu'yla Anadolu Hisarı'nda buluştuk. Önce Göksu Deresi kenarında levrek, çipura, kalamar şeklinde bi takım yemekler yemek sureti ile Hisar faslımızı kapadık. Canımıza sağlık. Bu arada dolmuş sürücüsü abiyi Allah nasıl bilirse zaten öyle yapmıştı. Buradan ona tükürmek isterim zira çok feci kıl bir insandı. Bizim boğaz gezimizi trafik sıkışıklığı nedeni ile gecekondu gezisine dönüştürüp bi de hiç durmadan türlü konularda yanına oturmuş ayı-insan mutantı arkadaşına dert yanarak yaşam enerjimizi emerek nefretimizi kazandı. İçimden geldi bir daha tüküreyim.
Ne yapsak ne yapsak didinişleri sonrası Anadolu Kavağına gitme konusund bi uzlaşıya varmamızla yola dökülmemiz bir oldu. Benim aksime arabayla yek vücut olmuş arkadaşım sayesinde bu kısmı pek şahane bi şekilde gerçekleştirebildik. Kaleye çıktık hemen, süper açık hava bol manzara bi masa kapıp tepeden seyreyledik sağı solu yudumladığımız biralarla. Bu arada fiyatlar da uygun aklınızda bulunsun. Yemek içinde gidilesi, lakin tadını bilmiyorum zira feci toktuk bi şey yemedik.
Üşenmedik bi de tepesine tırmandık kalenin. Keşke okusaydım da azıcık bilgi de verseydim size kale hakkında ama hiç çekmez beni böyle muhabbetler. Çok eskiden Cenevizliler yapmış, uuuuu baya eski desem yeterli olur umarım. Neyse kalenin surlarından birine oturduk, Marmara hüzünle biterken Karadeniz çok ihtişamlı başlıyordu. Bi süre hepimiz "huzur böyle bir şey, ev mi alsak para kazansak da burdan, tü maşşallah, off yaaa ..." şeklinde söylenerekten bünyeye fazla gelmiş huzuru kaçırmaya çalıştıysak da başarılı olamadık. Zira iki deniz arasında tepeden bakerken her şeye, hele bi de gün batımına doğru tatlı tatlı esen rüzgar varken, kafamıza ufo düşmediği sürece keyfimiz kaçası değildi.
"Peki neden hiç fotoğraf yok?" mantıklı sorusuna cevaben: Çünkü foto makinesinin şarj aleti alevler çıkararak elimde patladı. Ölüyordum az kalsın . Aslansın. Bundan sebep foto yok. Google görseller dağolsun. Açın bakın.
Sonra Kavaktan aldığımız, muhteşem kokulu ve tatlı Bursa çileklerinden yemek ve de Avrupa yakası izlemek için Cansu'nun yeni evine yollandık. Çilekler şahaneydi, Avrupa Yakası dandik. Bu arada Sevgili Cansu yeni evin muhteşem umarım sevdiğinle içinde çok huzurlu ve mutlu olursun.
İyi dileklerimizi de sunduktan sonra, öperim.